|
Kadına uzaylı güzelliği
"Soğuk bir akşam üzeri, Kavaklıdere’den Kızılay’a
yürüyordum: tülbent mavisi bir pus, caddeleri sarmış: havada buz
mağazalardan birinin önünde, büyükçe bir kalabalık: ortalığın hali
malum, insanın aklına hemen bomba dinamit, çeşitli sabotaj olasılıkları
geliyor: o merakla sokuluyorum.
Hay Allah! Hangi dekoratörse, büyük vitrini, değişik türden mankenlerle
süslemeyi denemiş: lafın gelişi, mankenler bildiğimiz mankenler
inanılmaz düzgünlükteki vücutları adamı şaşırtan: buğulu, insanüstü
(yoksa uzaylı mı?) güzellikleri kafasını karıştıran, cam elyafından
şeyler: özellikleri dekoratörün onları giydirirken, meslekdaşlarının
yaptığı gibi kafalarına peruk takmayışından doğuyor: kısacası, şahane
güzellikteki bu kadınlar, dazlak, hiç saçları yok, kafaları parıl parıl
parıldıyor: kalabalığı çeken herhalde bu değişik halleri!
Tabii, küt diye M’ba yı hatırladım: hayatımda
yakından gördüğüm, ilk dazlağı! Onu Paris’te tanımıştım, 50’li yıllar,
ufunetli gri bir soğuk etrafı kasıp kavuruyor, geceleri Tıp
Fakültesi’nin çevresindeki öğrenci kahvelerinde, onu görüyorum:
yanılıyorsam Fildişi Sahili’nden Afrika’lı bir genç kızdı. Tıbbiye’de
okuyor, babası ülkesinde önemli bir adammış: emperyalizm düşmanlığı son
haddine ulaştığından, Paris’in göbeğinde Afrika’lı kılığıyla gezer,
memleketindeki kadınlar gibi, saçlarını her sabah kazırdı, Tuhaf bu ya,
kimsenin M’ba yı ‘çirkin’ bulduğunu hatırlamıyorum, tersine, piyano,
siyahı kafasının ışığı yansıtışı, ona garip bir esrar verir: insan onun
yanında, kendini, gündelik hayatın bayağılıklarından uzak, değişik bir
film yaşantısında sanırdı." .....
Atilla İlhan. Kadına uzaylı güzelliği. Kapris Ekim 1988 |
|
 |